Modern tarımda üreticilerin en büyük ortak dertlerinden biri, girdi maliyetlerinin her geçen gün katlanarak artmasıdır. Çiftçimiz yüksek bedeller ödeyerek tarlasına tonlarca gübre atmakta, ancak bitkide beklediği o coşkulu gelişimi ve hedeflediği yüksek verimi bir türlü yakalayamamaktadır. Akılları kurcalayan "Gübreyi atıyorum, atıyorum ama bitkim bu gübreden neden yararlanamıyor?" sorusunun arkasında acı bir tarımsal gerçek yatmaktadır: Topraklarımızın kilitlenmesi ve elementlerin birbirini bağlaması.
Bugün tarlalara uygulanan bitki besleme ürünlerinin çok büyük bir kısmı, toprağın kimyasal ve fiziksel yapısındaki olumsuzluklar nedeniyle bitki tarafından alınamadan israf olup gitmektedir. Bu durum sadece çiftçinin cebini delmekle kalmamakta, aynı zamanda yeraltı sularını kirletmekte ve tarım topraklarını çoraklaştırmaktadır. Topraklarımızın neden kilitlendiğini anlamak, bu israf döngüsünü kırmanın ve doğru tarım pratiklerine geri dönmenin ilk şartıdır.

Elementlerin Bağlanma Mekanizması ve İsrafın Rakamları
Türkiye genelinde tarım topraklarının çok büyük bir bölümünde organik madde miktarı kritik seviyenin (%1'in) altındadır. Bununla birlikte özellikle İç Anadolu, Geçit Bölgeleri ve Güney illerinde kireç oranı %10'un üzerindedir. İşte bu iki olumsuz parametre (düşük organik madde ve yüksek kireç), toprağa verilen kimyasal gübrelerin anında kilitlenmesine yol açan en büyük etkendir. Bitki besleme uzmanlarının ortaya koyduğu güncel veriler, toprakta yaşanan görünmez israfın boyutunu dehşet verici rakamlarla gözler önüne sermektedir:
Fosforun Kalsiyum Tutsağı Olması
Çiftçinin tabana attığı DAP gibi fosforlu gübrelerin, kireçli topraklarda %90'dan fazlası saniyeler içinde bağlanır. Kireç, kimyasal adıyla kalsiyum karbonattır (CaCO3). Toprağa giren fosfor, bu yüksek kalsiyum ile hemen birleşerek kalsiyum trifosfat bileşiğini oluşturur. Bu bileşik, aslında diş dolgularında ve porselen tabak yapımında kullanılan, suda asla çözünmeyen taş gibi bir malzemedir. Fosfor sadece kalsiyumla da kalmaz; toprağın yapısına göre demir, alüminyum ve magnezyumla da birleşerek kilitlenir. Sonuç olarak çiftçinin attığı 30 kilo fosforlu gübrenin 28 kilosu toprakta taşlaşmakta, bitkiye yalnızca 2 kilosu kalmaktadır.
Azotun Uçup Kaçması
Azotlu gübreler toprağa verildikten sonra nitrifikasyon ve volatilizasyon (gazlaşma) süreçlerine maruz kalır. En iyi tarım şartlarında bile atılan azotun en fazla %40'ı bitki bünyesine girebilir; kalan %60'lık kısım ise ya gaz halinde havaya uçar ya da yağışlar ve sulamayla tabana sızarak yıkanır.
Potasyum Sabitlenmesi
Potasyumlu gübrelerde de durum farksızdır. Uygulanan potasyumun en iyi ihtimalle %40'ı bitki tarafından kullanılabilirken, %60'ı kil minerallerinin arasına sıkışarak sabitlenir ve kilitli kalır.
"Komşu Attı, Ben de Atayım" Yanılgısı
Toprakların kilitlenmesindeki en büyük insan faktörü, kahvehane kültüründen beslenen ezbere gübreleme alışkanlığıdır. Aynı köyün içinde, hatta yan yana iki arazide bile toprağın kireç, pH, nem ve mineral dengesi tamamen farklı olabilir. Bir çiftçinin tarlasında kireç çok yüksektir; bu yüzden demir, çinko, fosfor ve bor kilitleniyordur. Yan parselde ise kireç sorunu yoktur ama magnezyum-kalsiyum dengesi bozuktur.
Komşunun kendi arazisindeki eksikliğe göre attığı ve başarılı olduğu bir gübre, sizin zaten toprakta fazla olan bir elementi daha da yığmanıza sebep olabilir. Toprakta bir elementin aşırı fazla olması, diğer elementlerin emilimini tamamen engeller (Örneğin; aşırı çinko varlığı manganın emilimini, aşırı fosfor varlığı ise yine mangan ve çinkonun bitki içine girişini kilitler). Ölçüm yapmadan, analiz raporuna bakmadan atılan her fazla gübre, tarladaki kilidi biraz daha sıkıştırmaktadır.

Topraktaki Kilidi Açmanın Yolları
Toprakta biriken, kilitli halde duran bu devasa serveti çözmek ve yeniden bitkiye kazandırmak imkansız değildir. Bunun yolu toprağa daha fazla kimyasal yığmak değil, toprağın biyolojik şifrelerini çözmektir.
· Mikrobiyel Faaliyet ve Enzimler: Taşlaşmış kalsiyum trifosfatı parçalayacak yegane güç, topraktaki mikroorganizmalardır. Toprağa 2000-3000 farklı türde faydalı mikrobiyel aşılanma yapıldığında, bu bakteriler fosfataz enzimi salgılar. Bu enzim, kalsiyum ile fosforun arasındaki kimyasal bağı keserek fosforu serbest bırakır ve bitkinin kökleriyle emebileceği forma dönüştürür.
· Fotosentezi Maksimuma Çıkarmak: Gerçek ve kalıcı organik madde artışı, dışarıdan kamyonlarla taşınan gübrelerle değil, bitkinin kendisiyle sağlanır. Doğru beslenen bitki, güneş ışığı ve karbondioksiti kullanarak yüksek oranda fotosentez yapar. Bitki ürettiği bu karbonlu şekerlerin ve enerji bileşiklerinin bir kısmını köklerinden toprağa salgılar (buna eksuda/ifrazat denir). Bu salgılar kök etrafındaki bakterileri besler, bakteriler çoğaldıkça organik asitler üretir ve bu asitler topraktaki tüm kilitli mineralleri çözerek bulgur bulgur, süngerimsi bir toprak yapısı (agregatlaşma) meydana getirir.
Topraklarımızı kilitleyen biziz; onu doğru element dengesiyle besleyip, mikrobiyel hayatı canlandırarak kilidini açacak olan da yine bizleriz.